15 Kasım 2018 Perşembe

son izlediğim filmler

son günlerde annemle birkaç film izledik ama bir kısmında annem yine uyukluyordu :) bu filmlerden bahsedeceğim bir post olacak ve başlıyorum...


Les Choristes (2004)

nasıl daha önce hiç duymamış ve görmemişim, inanamıyorum! gerçekten samimi ve etkileyici bir film. bunu öyle laf olsun diye demiyorum. hani "hayat güzeldir" filminde izlediğimiz baba figürü vardı ya, bu filmde erkek çocuklarının kaldığı yatılı okula gelen yeni gözetmen de onun resmen bir benzeri diye düşünüyorum. zaten tipi de o kadar tatlı ve tonton ki...

bu güzel adam öğrencilerin ruhuna müzik ile dokunuyor ve kurduğu sınıf korosu ile her bir öğrenci aslında kendi değerini görmüş oluyor.

izleyeceğiniz zırıl zırıl ağlatacak bir dram değil. yer yer duygusal, yer yer komik, yer yer ise "aman allahım, ne şirin bu adam" diyeceğiniz bir film :) yani ben öyle dedim ama tabii siz demek zorunda değilsiniz.


ayrıca müzikleri de bir o kadar güzel... şuraya link koyalım, buyrun tık tık!
https://youtu.be/cVWGsc07LDA

The Help (2011)

emma stone sevdiğim bir oyuncu ve onu sevimli rollerde görmek gerçekten hoşuma gidiyor. 1960'lı yıllarda geçen film zengin beyazların evinde çalışan siyahi yardımcıların yaşadığı aşağılanma ve ırkçı tutumu konu alıyor. bir gün bizim emma yani filmdeki adıyla skeeter, bu çirkinliğe maruz kalan kadınların hikayesini yazmaya karar veriyor. sonrasını da artık izleyince öğrenin :)



Timer (2009)

romantik komedi ama biraz da fantastik! düşünün ki, ruh eşinizle ne zaman karşılaşacağınızı gösteren bir sayaç var ve beklemeniz gereken süreyi öğreneceksiniz. belki 10 gün, belki seneler... işte bu filmdeki sarışın kızımız da 30 yaşın verdiği gerginlik ve "ne olacak bana" endişesiyle bu bilinmezliği ortadan kaldırmak istiyor. çıtır çerez bir film ama konusu ilginç :)

Decoding Annie Parker (2013)

önce annesini, sonra da kız kardeşini kanser yüzünden kaybeden bir kadının sıra ona geldiğinde meme kanserine yenik düşmemek için gösterdiği çabaya, hırsa, inanca şahit olacaksınız. film biraz ağır gelebilir ancak konu ışığında kadınları bilinçlendirecek, farkındalık yaratacak bir film...



13 Kasım 2018 Salı

jüpiter yay burcunda!

8 kasım'da jüpiter yöneticisi olduğu yay burcuna geçti. bizler de doğum haritamızda yay'ın bulunduğu evin konularına göre hayatımızda etkilerini hissedeceğiz.

tek tek bütün evlerinizi görmek isterseniz www.astro.com üzerinden doğum haritanızı çıkarabilirsiniz. evlerin anlamları ve konuları birbirinden farklı. eğer kişisel bir öngörü yapmak isterseniz, bu evlere hakim olmanız gerekiyor. tabii haritayı oluşturabilmek için de doğum saatiniz net olmalı :)

jüpiter gezegeninin ve yay burcunun özelliklerini de göz önüne alarak, yay'ın haritamızda bulunduğu alana dair bir yorum yapmak isabetli olacaktır. örneğin benim 5. evimde olduğuna göre benim hayatımı aşk, flört, hobi, eğlence yönünde etkileyecek gibi gözüküyor.

jüpiter astrolojide en büyük yardımcı, "büyük iyicil" sayılıyor. transit boyunca haritada tetiklediği eve göre bereket getireceği alan şekillenecektir. ancak dikkat edilmesi gereken konu ise jüpiter'in şişirme eğilimidir. yani vurguladığı tema ile ilgili olarak abartı istekler oluşabilir, konu gereksiz büyüyerek kontrolden çıkabilir. her türlü aşırılıktan kaçınmakta fayda var kısacası!

9 Kasım 2018 Cuma

zalım venüs

dişimdeki dolgu 435. kez kırıldı ve yine dişçi yolu gözüktü bana. bu dişçi de olmasa fatih'e yolum düşmez zaten, çocukluğumdan beri dişlerimle kendisi ilgileniyor :) neyse, yarın yine gidiyoruz... bir de fatih pidecisi'ne uğrarız belki ama dolgumu riske atmamam lazım.

zaten şu an ön dişim kırık olmasına rağmen dudağımı kemirmem de normal değil, galiba benim olayım bu. mantıklı davranamıyorum blog.

bu ara venüs retro, duyanlar duymuştur. duymayanlar da bunu okuyunca anlayabilir neden aşk meşk işlerinin birkaç gündür boka sardığını. 17 kasım'a kadar böyle anacım, sonra da başka gezegen retro olacak ama venüs daha mühim biz bekarlar için ksdjf

bu hafta müslüm'ü izledik annemle. bence iyi kıvamda bir film. kadına şiddetin normalleştirildiğine dair pek çok yorum var, ancak bu bir hayat hikayesi. filmi bu bağlamda ele alırsak normalleştirme veya müslüm babaya özel bir yaklaşım yok. sonuçta adamın kendi hikayesi, hayatı işlenmiş. hayatının iyi/kötü, doğru/yanlış her kesiti ekrana yansıtılmış ve saklanmamış. merak edenler varsa sinemada izlemeleri keyifli olacaktır. özellikle haydar haydar'ın çaldığı sahne çok kalp çok! <3

4 Kasım 2018 Pazar

anladım ki

anladım ki; benzer yaralar insanları birbirine daha da yakınlaştırıyormuş. ondaki duyguyu görmek ve anlamak kolaylaştırıyormuş her şeyi. paylaşımlar o zaman artıyor ve o kişi senin hayatında özel bir yere sahip oluyormuş.

bu satırları sevdiğim bir dostumu düşünerek yazdım. bana sırlarını açmış, benden manevi destek beklemiş, göründüğü kadar güçlü olmadığını göstermekten çekinmemiş bir dostum için... ben onu bir süre önceye kadar gerçekten duygusuz, sert, pervasız biri sanırdım; çünkü zayıflığını, kırılganlığını gizleyen ve acılarını bastırmış birisiydi. ben ise hassaslığımı 10 km öteden dahi gösteren biriyim :)

ama hayat düz bir çizgi değil; dikenler, yokuşlar, çukurlar, çıkmazlar var. çoğu zaman kontrol etsek bile bazen sıkılıp, bazen yanılıp, bazen bahaneler bulup savruluyoruz.

bu bir deneyim, bu hepimiz için bireysel bir mücadele. yanlışlar yapabiliriz, doğrular da. bu yol maalesef bir "mutluluk" yolu değil ama mutlu olmaya çalıştığımız bir yol... planlar yapmaktan da hayaller kurmaktan da bu yüzden vazgeçemeyiz.

11 Ekim 2018 Perşembe

y o l c u l u k

kursum bu ay başladı. dersler için metrobüsle karşıya geçiyorum, öğle saati olduğu için çok kalabalık olmuyor. biraz kendi alanımın dışına çıkmış oluyorum hem :) haftada bir gün de olsa benim için büyük değişiklik... sınıfın tümü kadın ve biraz kalabalığız. henüz kimseyi tanıdığım söylenemez, belki zaman içinde güzel insanlar tanıma fırsatını bulurum.

4 sene önce konuştuğum biriyle yeniden iletişim halindeyim ve hayatımdaki bir diğer sürpriz o...

bugün bir arkadaşımla telefonda görüşürken her yaşadığımız durumun aslında bir öncesinde yaşanan farklı bir olayla bağlantılı ve aslında sürmekte olan bir yolculuk olduğundan bahsediyorduk. düşününce her şey sanki ipince ve görünmez iplerle birbirine bağlanıyor gibi.

gerçekten neyi, neden ve ne tür bir psikoloji doğrultusunda yaptığımı anlayabiliyorum. yaşadıklarımın hepsinin bir öncesi yani bir nedeni var.

bunu fark etmek, anlamak, kabul etmek, daha güçlü ve iyi olmak için kullanmak çok önemli. 

hayatımdaki bazı şeyleri kabul etmem maalesef uzun zaman aldı ama kabul ettikten sonra daha güçlü ve iyi olmak için kullandığıma inanıyorum.

çünkü yaşam boyu yapmamız gereken tam olarak da bu...

25 Eylül 2018 Salı

watchlist önemli tabii


bu piyano sahnesini "ölü gelin" filmini izleyenler hatırlayacaktır. ♥ victor'u seslendiren kişi johnny depp'miş. ölü gelini ise helena bonham carter seslendirmiş. bu ikili kesinlikle filmin gotik ve karanlık havasına çok yakışmış doğrusu :)

bu arada tim burton'ın kendine özgü ve sıradışı tarzına şapka çıkarsam da benim kişisel değerlendirmeme göre fazla uçuk ve garip. sıradan bir insanım en nihayetinde, hayallerim de o kadar geniş olmayabilir. affedin beni...

ayrıca beterböcek 2 çekiliyormuş, 88 yapımı olan ilk filmi izleyenler var mı aramızda? ben izlememiştim ama çok büyük bir kayıpsa memnuniyetle watchlistime alabilirim.

sevgiler...

23 Eylül 2018 Pazar

böyleyken böyle

dün akşam hiç beklemediğimiz bir kişi babamı aradı ve dedemin 1 haftadır yoğun bakımda olduğu, durumunun kötüleştiği haberini aldık. halamlarla bir süredir görüşmediğimiz için dedemin hastanede olduğunu da bilmiyorduk. babam hastaneye gitti. annemle ben evde kaldık.

dedeme karşı bir sevgi hissetmiyorum, hatta bende uyandırdığı en ufak bir duygu yok. babam ise bildim bileli kızgın. çocukluğundan, gençliğinden sık sık ve defalarca anlattığı mutsuz anıları var. neyse efendim, böyleyken böyle işte...

dedem dün vefat etti. artık o da hayatta değil. bir önceki gece rüyamda rahmetli babaannemi görmüştüm. saçları yeni kuaförden çıkmış gibiydi ve bakımlıydı. yüzü gülümsüyordu. normalde çok görmüyorum rüyamda babaannemi, o yüzden ilginç sanırım...

dedemle babaannem anlaşamadığı için uzun yıllar ayrı yaşadı ve beraber değillerdi. babaannem izmir'de tek, dedem ise halamların dibinde yani istanbul'da yaşamayı seçmişti. yani bu rüyayı nasıl yormalı, bilmiyorum ama babaannemi görmek beni mutlu ediyor.

babam bugün balıkesir'e doğru yola çıktı cenaze için. gitmeden konuşuyorduk, "dedemin en büyük emeği nedir senin üzerindeki?" diye sordum. "döve döve okuttu." dedi. "dövmese okumayacak mıydın?" dediğimde ise, "okurdum ama o aklıma soktu" dedi. (dövmek bu arada, gerçekten dövmek. dayak hobisiymiş adamın.)

ayrıca bazen fener maçlarına götürürmüş mesela dedem, ama götürürken de tam bilet parası ödememek için babamları çocuk gibi elinden tutuyormuş. utanırmış babam, kızarmış çok. böyle işte eski hikayeler...