31 Temmuz 2018 Salı

twitterda tehlikeli kovalamacalar

bu ara boşluktan twitter'a sardım, her gün kısa kısa bir şeyler yazıyorum. bir de arada stalk yapıyorum, bir süre kendime hakim olamayacağım gibi bu konuda :) bu hafta zaten güzel bir şekilde geçsin hayırlısıyla, haftaya kıbrıs tatilimiz var.

bu yaz denize giremedim hiç, güneş de görmedim. bir deniz tatili lazımdı artık...

az önce burçlarla ilgili bir şeylere göz attım ama anlamıyorum çok :) şöyle çıktı benim, belki birisi aydınlatabilir. pek de mutlu olurum.

güneş : aslan
yükselen : aslan
ay : kova
mars : oğlak
venüs : terazi

doğum günüme pek bir şey kalmadı bu arada :p

sevgiler...

22 Temmuz 2018 Pazar

eşsiz bir belgrad tatili: kavga, gözyaşı ve son can çekişmeler

ilişkimin son dönemleri en çok işittiğim top 5 vıdı vıdı:

- sen allah mısın?
- sana ne, istersem öyle yaparım.
- ayrıl o zaman benden.
- sen sorunlusun.
- boş konuşma.


şu an düşündüğümde her şey o kadar görünür ve net ki. ilk başta daha uyumlu ve neşeli gibi gözüken kişi zaman içinde canavar gibi bişey oldu. birbirimizle sürekli dadaşır haldeydik. ben de kırıldım, o da kırıldı. fakat o daha zalimdi, alttan hiç almıyordu. rahatsız olduğum her şeyi bastıra bastıra, üze üze yapmayı sürdürdü. öyle bir inat ki, böylesini kimsede görmedim ben. ne kendini mutlu edebiliyor, ne de bir başkasını. kararlarında çoğu zaman bencil.

beraber çıktığımız tatilde bile yaşadıklarımız akıl almazdı. sürekli bir azarlama, çemkirme, kırıcı sözler, alay... elime harita alıp şehri gezmem bile laf oldu. günümüzde haritaya bakılmıyormuş, internet denen bir şey varmış falan. bu kadar eleştirilecek ne yaptım ki ben? acaba onun sorunlu kişiliğini ve hayatını düzeltmesini ısrarla istediğim için miydi tüm kızgınlıkları? gerçekleri söylememe rağmen hiçbirini kabul etmedi. üstelik çok ketumdu, anlatamıyordu bana sorunlarının çoğunu. o yüzden her şey üst üste ekleniyordu sanırım.

dönüş uçağımıza saatler kala zaten ayrılık cümleleri söylenmişti. istanbul'a dönmeden önce bir sefer daha cevapi yemek istedim ve tek başıma yemeyi tercih ettim. sanırım belgrad'a dair hatırladığım en güzel şey bu yemek. bizim inegöl köftemizin tıpkısı gibi. zaten köfteye bayılırım! bunun için güzel bir adres var ve ismi drama cevapi.

çok detaylı bir tatil notu yazasım yok ama sorularınız olursa memnuniyetle cevaplarım.

- beton hala'daki mekanlar güzeldi. comunale'de yemek yedik, toro'da ise içtik. iki mekanı da sevdim.

- otelimize aşırı yakın bir mekan vardı, ismi zavicaj. mantar çorbası ve tavuk sosis lezzetliydi.

- pek gezemedik kahvecileri. maalesef büyük bir eksik benim için :(

supermarket deli yol üzeri bulduğumuz sevimli bir mekandı.

- skadarlija oldukça canlı bir semt. burada da yiyip içebilirsiniz.

- grand casino'da biraz takıldım. büyük bir casino ama çok da ahım şahım bir yer değil. sokakları gezerken de bulabileceğiniz ufak ama vakit öldürmelik kumarhaneler mevcut.

cevapi :)


supermarket deli

2 Temmuz 2018 Pazartesi

canım blog

geçen sene bu zamanlar bir yol ayrımındaydım ben. işten fazlasıyla soğumuştum ve 19 temmuz'da istifa ettim. şimdi bu tarihe sayılı gün kaldı ve henüz bir işim yok, hatta ne yapacağımı bilememenin sıkıntısını çekiyorum. iyi bir karar mıydı, çok mu kötüydü emin değilim ama artık devam edebileceğimi düşünmüyordum. çok zorladım kendimi, gücümün yettiği yere kadar gitti.

mevsim yaz olduğu için tatillerle oyalanırım belki biraz. yakın zamanda belgrad planım var kısmetse. giden, gezen varsa her türlü önerilerinizi beklerim.

geçen ay bloga yazamadım hiç, atlamışım maalesef.

bu hafta bir düğüne gitme durumum var. yine ne giyeceğim telaşı, saç, makyaj, topuklu ayakkabıyla yürüme zorluğu... öff, düğüne gitmeye üşenenlerden ama düğünde en çok dans edenlerden misiniz siz de? :) ben tam olarak böyleyim. şu an gözümde çok büyüyor...

28 Mayıs 2018 Pazartesi

değişime ayak uydur

çok zaman olmuş yazmayalı, hayatımda yeni ve değişik bir şey yok esasen. bu arada ayrılma gibi bir durum olmadı, yani 1 günlüğüne konuşmayı kestik sadece :) psikolojisi çok iyi olmadığı için zorluk yaşıyoruz. çabalayacağını söylüyor ve bu konuda yardım alması gerekli. beni sevdiğinden ve düzelmek istediğinden emin olduğum sürece yanında olmaya çalışacağım. benim de onunla geçireceğim vakte ve onun sıcaklığına ihtiyacım var. sevgi emek istiyor, her zaman böyle sanırım.

son dönemde iki film izledim. birisi scent of a woman, diğeri de the killing of a sacred deer. linkleri üzerinden inceleyebilirsiniz, imdb puanları fena değil. kadın kokusu oldukça bilinen bir film zaten, güzel ama bana çok uzun geldi. kutsal geyiğin ölümü ise psikolojik gerilim, bilemiyorum sever misiniz bu türü :) iki filmin de oyuncu kadrosu başarılı.

haziran geldi sayılır. annemler tatil konusunu sık sık dile getiriyor ve her sene ailesiyle ite kaka tatile gidenlerden biri benim! hem şikayet ediyorum, hem de yine onlara kalıyorum... bu yaz için rota henüz belli değil.

2017 temmuzda ayrılmıştım işten, işsiz koca bir zaman geçti. son iki ay hayatımda birinin olması her şeyi daha katlanılır yapıyor ama endişelerim var. bilinmezlik ne kötü şey, değil mi? bugünü sevmememize neden olan şey bu korkular, endişeler, bilinmezlikler...

ben bugünü sevmeye çalışıyorum. bugün belki zor ama yarın daha güzel olabilir. her şey değişebilir hayatta, her şey başka bir şeye dönüşebilir. değişime ayak uydurursak başarılı olacağız.

7 Mayıs 2018 Pazartesi

çocuk

eskiden üzüntülerim uzun sürerdi, çünkü kabul etmekte zorlanırdım gerçekleri. artık o kadar üzülmeye de gücüm yok, üzülsem ne olacak ki?

30 yaşındaki birini adam etmekten, çekip çevirmekten bahsediyorlar. böyle bir görevim yok benim, böyle bir arzum da yok. bir ilişki ve düzgün bir gelecek için iki aklı başında insan gerekli. 30'una merdiven dayamış ama 30 gibi davranmayan, sorumluluklarına sahip çıkamayan, çocuk gibi biri... seviyor ve sevgi istiyor ama dengesiz...

en başında da hissediyordum her şeyi. bana doğruları tam olarak söylemese bile problemin farkındaydım.

beklentimin çok dışındaydı; ama yanında olmak güzeldi.

10 Nisan 2018 Salı

c e s a r e t

hayatım son zamanlarda çok ilginç olmaya başladı. kafamı kurcalayan durumlar var ve alacağım kararları öngöremiyorum sanırım. her şeyin güzel gitmesini ve mutlu bir şekilde doğru akışa sürüklenmeyi istiyorum.

daha önce kendi başıma yapmaya cesaret edemediğim şeyleri ufaktan kendim halletmeye başladım. bu, cesaretimin artmasını ve kendime inanmamı sağladı. kendi başıma da yapabildiğimi, başarabildiğimi gördüm. aslında çok basit ve günlük hayatın içindeki olaylardan bahsediyorum. örneğin; ilk defa gideceğim bir adresi kendim bulmak beni çekindirirdi. (çocukken bakkalın yolunu bile bulmam gerekmedi ki benim...)

tek çocuk olarak ailemin koruması ve fedakarlıkları maalesef hoşuma gittiği gibi aynı zamanda benim için hayatı zorlaştırdı. işte her şeyin bir bedeli var. yapılan iyiliğin de, kötülüğün de...

haftaya başlayacak olan diksiyon-seslendirme kursuna yazılmak konusunda kendimi ikna edebilirsem hayatıma biraz daha şekil vermiş olacağım. şu an iş mevzusunda herhangi bir gelişme yok ve aslında çok faydasını görebilirim bu kursun. sürekli içimde ertelemiştim, hazır hissetmek için hep bekledim. halbuki neden? neden kaçtım ben?

iyi bir karar vermem gerekiyor blog.

3 Nisan 2018 Salı

kafam karışık gibi ama aslında net

bu günlerde muhabbeti gerçekten bana iyi gelmiş olan biri var. arkadaşlarım ve çevrem ile aramdaki mesafeyi, uzaklığı sanırım onunla doldurdum. mesajlarımızla beraber sanırım birbirimize ilgimiz artmaya başladı. henüz görüşmedik. görüşme konusunda da çok emin değilim.

maalesef kendini alkol ile rahatlatmaya çalışan (belki de bağımlı), uyku düzeni bozuk, anksiyete problemleri yaşayan ve sağlığına bence çok da önem vermeyen biri. bunları yazarken gerçekten ben de telaşlanıyorum çünkü benimle konuşan o tatlı insan, hayatını bu şekilde ve kontrolsüz yaşıyor. mesela şu an saat 15:00 olmaya yakın ve hala uyanmadı galiba.

iş için kafasında projeler var, ancak bunları ne şekilde ilerletiyor veya gerçekleştirmeye ne kadar yakın olduğunu bilmiyorum. bir yerden kazancı var mı yoksa ailesi sayesinde mi yaşantısını sağlıyor, emin değilim.

ben hayatımda her zaman kontrolü ve kuralcılığı sevmişimdir. tabii ki herkes benim kurallarımı benimseyecek değil ama ben bir uçken, bu kişinin öbür uç olması kaosa neden olabilir. her fırsatta iyiliği için konuşacağımı biliyorum, belki de şikayet edeceğim sürekli.

üzücü olan, sohbetimiz böyle güzelken beklentime çoğu şeyin uymaması. birinin bütün hayatı size bu kadar tersken değişmesi ve değişmesini beklemek manyaklık olur. maalesef üzgünüm, kızgınım. şans vermeyi gerçekten istiyorum ama belki de ona dair kafamda aldatıcı bir görüntü yarattım ve bu yüzden istiyorum. sonuçta birinin duygularını internetten ne kadar sezebiliriz ki?

-

geçenlerde eski iş ortamımdan tanıdığım birini gittiğim avm'de eşi ve küçük kızıyla görmüştüm. sonrasında bana instagram'dan ilk defa mesaj attı. ayrıldığımı yeni öğrenmiş, yani aylaaar sonra ve şöyleydi mesaj: "sizin gibi değerli insanların kıymetini anlamalarını hiç beklemiyorum. ayrılma nedeninizi bilmesem de açıkçası çok üzüldüm. bu mesajı ve daha iyisini hak edecek nadir insanlardan olduğunuz için yazma gereği duydum. iyi insanların bir farkı olmalı bence."

okuduğumda garip oldum. sanırım hem iyi geldi sözleri, hem de içimi acıttı.

"çok iyi biriyim" gibi bir iddiam yok ama içim temizdir. belki farklı düzende, daha mutlu hayatlar kurabiliriz. yani değerimizi başka anlayan birileri de olur umarım. çünkü kayboluyoruz ve buna ihtiyacımız var.

-

"you can be as mad as a mad dog at the way things went. you could swear, curse the fates, but when it comes to the end, you have to let go."